Kronik hepatit B hastalığının tedavisi

Virostatika tedavisi

Geçtiğimiz yıllarda virüs çoğalmasını direkt olarak yavaşlatan birçok ilaç test edilmiştir (Virostatika). Kronik hepatit B hastalığının tedavisi sonucunda virüs vücuttan tamamen temizlenmez. Bazı hastalarda hastalığın yüksek replikatif seyir şekli (yüksek virüs yükü) kalıcı olarak düşük replikatif seyir şekline (düşük virüs yükü) dönüştürülebilir. Fakat hastaların büyük bir bölümünde, hastalığın ilerlemesini engellemek için uzun yıllar süren hatta sürekli bir tedavinin uygulanması gerekmektedir. Bu nedenle hastalığın teşhisi koyulduktan sonra terapi gerekliliği ve terapi hedeflerinin doktor ile birlikte ayrıntılı bir şekilde görüşülmesi ve kararlaştırılması çok önemlidir. Yüksek derecede karaciğer enfeksiyonunun bulunması ve karaciğer değerlerinin yüksek olması, karaciğerde net bağ dokusu reaksiyonlarının meydana gelmesi ve kanda yüksek HBV-DNA konsantrasyonunun mevcut olması genel olarak daima tedavinin gerekliliğini ortaya koyar. Lamivudin, Adefovir, Entecavir vs. ile virüs çoğalması ve kronik hepatit B hastalığının aktivitesi azaltılabilir. Bu ilaçlar nukleosit ve/veya nukleotit analogdan olarak anılır.

Nukleosit ve/veya nukleotit analogdan tedavisi ne zaman yapılır?

Genel olarak tüm kronik hepatit B hastaları Lamivudin, Adefovir, Entecavir veya Telbivudin ile tedavi edilebilir. Bu ilaçlar, interferon tedavisi ile yeterli ve sürekli bir başarı elde edilemeyen hastalarda kullanılabilir. Aynı zamanda interferon-alfa ilacı ile yapılan tedavilerde başarı elde edilmeyen hastalar ve diğer temel hastalığı (örneğin bağışıklık defekti, nakil sonrası, HIV enfeksiyonu vs.) olan ve interferon-alfa alamayan hastalar da nukleosit ve/veya nukleotit analogdan ilaçları ile tedavi edilebilir. Lamivudin, Adefovir, Entecavir veya Telbivudin tablet olarak verilir; günlük tablet dozu

Lamivudin: 100 mg
Adefovir: 10 mg
Entecavir: 0,5 – 1,0 mg.
Telbivudin: 600 mg.

Nukleosit ve/veya nukleotit analogdan ilaçlarının yan etkileri

İnterferon tedavisine karşılık Lamivudin, Adefovir, Entecavir veya Telbivudin ile yapılan tedavilerde çok nadir yan etki görülür. Baş ağrısı, ateş, cilt döküntüsü, öksürük, genel hastalık hissi, mide bağırsak şikayetleri, uykusuzluk ve bazı durumlarda pankreas enfeksiyonu görülür. Adefovir tedavisinde böbrek fonksiyonları düzenli olarak kontrol edilmelidir.

Özellikle Lamivudin tedavisinde diğer ilaçlara kıyasla rezistansların oluşması daha sık ve daha hızlı meydana gelebilir. İki yıl sonra rezistans oluşma oranı Lamivudin ilacında % 30, Telbivudin ilacında %15, Adefovir ve Entecavir ilaçlarında ise % 2’nin altındadır. Beş yıllık bir tedavi süresinden sonra Lamivudin ilacında % 70 ve Adefovir ilacında ise % 28’dir. Sevindirici olarak Lamivudin ve Telbivudin ilacına direnç gösteren hepatit B virüsleri Adefovir ile tedavi edilebilir ve tersi olarak Adefovir ilacına direnç gösteren virüsler de Lamivudin ve Telbivudin ile tedavi edilebilir. Bu nedenle rezistanslar oluştuğunda iki uygun ilaç mutlaka birlikte kullanılmalıdır (kombinezon tedavisi). Bunun yanında, yetersiz virolojik cevap verme kabiliyetine sahip olmayan hastalara ikinci bir uygun ilacın zamanında verildiği ve böylece rezistans oluşması primer olarak engellendiği metodlar da gittikçe yaygınlaşmaktadır.

İnterferon alfa (pegile) tedavisi

İnterferon-alpha bir vücut proteini olup akyuvarlar tarafından üretilir. Bu özellikle vücudun enfeksiyona yol açan virüse karşı savaşması gerektiğinde üretilir. Kronik hepatit B hastalığı tedavisinde kullanılan interferon bioteknolojik yöntemler ile üretilir. İnterferon-alfa, aynı şeker hastalarının insülin enjekte etmesi gibi cilt altına enjekte edilir. Yeni interferon türlerinin etki süresi daha uzundur ve sadece haftada bir kez enjekte edilmesi gerekmektedir (pegal interferon).

Tedavi nasıl yapılır?

Kronik hepatit B hastalığının tedavisinde eskiden hastaya, üç ay boyunca haftada üç kez  5–6 milyon uluslararası birimde (I.E.) interferon-alfa verilirdi. Son yapılan araştırmalarda uzun süre etkili pegal interferon haftada 180 µg (Peg-İnterferon-alfa-2a) veya 50–100 µg (Peg-İnterferon- alfa-2b) dozda uygulanmıştır. Almanya’da bu Peg-İnterferon-alfa-2a ilaçlarının kronik hepatit B hastalığının tedavisinde kullanımına kısa bir süre önce izin verilmiştir. Peg-İnterferon-alfa ile yapılacak tedavi 48 hafta sürmelidir. Kronik hepatit B hastalığında Peg-İnterferon-alfa tedavisine cevap verme oranı hastaların % 30–35’inde mümkündür. Bu rakam Hbe antijeni tayin edilen hastalar için geçerlidir. Diğer hastalarda, örneğin hepatit B virüsünün diğer versiyonu ile enfekte olmuş hastalar (HBeAg-Minus mutantları) interferon tedavisine sürekli cevap verme oranı daha düşüktür. Tedavinin hedefi virüs çoğalmasını durdurmaktır, yani yüksek replikatif şekilli kronik hepatit B hastalığını düşük replikatif şekilli kronik hepatit B hastalığına dönüştürmektir. İdeal durumlarda interferon tedavisinden sonra Hbs antijenin de tayin edilememesidir.

İnterferon-alfa’nın yan etkileri

İnterferon-alfa ’nın yan etkileri tedavinin başlangıcında sık olarak görülür ve tedavi sürecinin ilerleyen safhasında genel olarak hissedilir derecede azalır. En sık görülen yan etkiler grip benzeri belirtiler örneğin ateş, baş, kas ve mafsal ağrısı, yorgunluk, iştahsızlık ve kilo kaybı. Bazı durumlarda tiroit fonksiyonu bozukluğu da meydana gelebilir. Bazı hastalarda tedavi boyunca geçici saç dökülmesi görülür. Ayrıca ses değişikliği ve depresyon da görülebilir. Özellikle akyuvarları etkileyen kan değerlerinin değişmesi de önemlidir. Pegal interferonların da aynı standart interferonlara benzer yan etkileri vardır.

Kombinezon tedavisi

İnterferon artı Virostatika (örneğin Lamivudin) ile yapılan kombinezon tedavileri (pegal) hakkında yapılan ilk araştırmalar hayal kırıklığına yol açan sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Bu tedavi şeklinde kalıcı virolojik başarı oranları iyileştirilememiştir.ki Virostatika (örneğin Lamivudin artı Adefovir) ilacının kombine edilmesi ile yapılan tedavi sadece bir ilaç ile yapılan tedaviye kıyasla daha etkili olmamıştır. Bu uygulama bazı virüse karşı direnç göstermeyi engellemek istenen hastalarda istisnai şekilde uygun olabilir (örneğin karaciğer naklinden önce ve sonra). Rezistans oluşmasından sonra kombinezon tedavisinin uygulanması kaçınılmazdır.

Kaynak: Prof. Zeuzem, Frankfurt, 2007